Teminat senedi, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları uyarınca kurulan bir sözleşme ilişkisinde, sözleşme konusu mal ya da hizmetin eksiksiz olarak sağlanmadığı takdirde belli bir bedel ödeme sorumluluğu altına girileceği taahhüdünü içeren şartlı-bedelli senettir.
Teminat Senedi Bakımından Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir?
Teminat senedi verirken, senedin “teminat” niteliğinin geçerliliği açısından dikkat edilmesi gereken bazı hususlar mevcuttur. Öncelikle senedin üzerine mutlaka “teminat içindir” ibaresinin konulması gerekmektedir. Bu ibare, senedin arka yüzüne de konulabilir. Bunun yanı sıra, senet teslim edilirken senede ilişkin bir teslim belgesi düzenlenmelidir. İlgili senedin fotokopisi de bu teslim belgesine ek yapılarak karşı tarafa teslim edilmelidir.
Yargıtay, senet üzerine yazılan “teminat içindir” şeklindeki teminat kaydının geçerli olabilmesini, teminat kaydının senet metnine dahil edilmesi şartına bağlı tutmuştur. Senet metnine dahil edilmeden yalnızca senet üzerine yazılan teminat kayıtları, senedin “teminat” niteliğini geçerli kılmamaktadır.
Bununla birlikte senedin ön veya arka yüzüne yalnızca “teminat” yazılması da yeterli olmamaktadır. Hangi hukuki ilişki, durum veya olay için verildiği de not edilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2014/11410 E. 2014/13843 K. sayılı kararı uyarınca, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekmektedir.
Teminat Senedi İcraya Konulabilir mi?
İcra takibi, alacaklının alacağını tahsil etmek için borçluya karşı başvurabileceği hukuki yolların bütünüdür ve çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilir. Bu yöntemlerden biri de kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yöntemidir. Özellikle poliçe, bono veya çek gibi kambiyo senetlerine dayalı alacaklarda kullanılan bu yöntem, alacaklının daha hızlı ve etkin bir şekilde tahsilat yapabilmesini sağlamaktadır.
Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe başvurulabilmesi için alacağın bir kambiyo senedine dayanması gerekir. Kural olarak Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bir belgenin kambiyo senedi sayılabilmesi için “kayıtsız ve şartsız bir ödeme taahhüdü” içermesi zorunludur. Ancak, teminat senetleri kanunun zorunlu kıldığı bu kayıtsız şartsız ödeme ikrarını içermemektedir. Zira teminat senetleri, belirli bir borcun veya yükümlülüğün yerine getirilmesini güvence altına almak amacıyla düzenlenir ve asıl borç ilişkisine bağlıdır.
Dolayısıyla, kayıtsız ve şartsız bir ödeme ikrarı içermeyen teminat senetleri, kambiyo senedi vasfına sahip olmadığından kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu edilemeyecektir.
Buna karşılık, işin niteliğine göre teminat senetlerinin genel haciz yolu ile takibe veya ilamlı icraya konu edilebilmesi de mümkündür.
Genel Haciz Yolu ile Takip ve Teminat Senetleri
Genel haciz yoluyla takip, yalnızca para ve teminat alacakları için söz konusu olabilmektedir. Genel haciz yoluyla takibe başvurabilmek için herhangi bir belgeye ya da mahkeme kararına ihtiyaç bulunmamaktadır.
Alacaklı, icra dairesine takip talebi ile başvuracaktır. Söz konusu takip talebi uyarınca icra müdürlüğü bir ödeme emri hazırlayarak borçlu tarafa gönderecektir. Takip talebinin bir senede dayanması durumunda, senedin bir örneği de ödeme emrine eklenecektir.
Borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edebilmektedir. Eğer bu 7 gün içinde itiraz etmezse takip kesinleşecektir.
Eğer borçlu 7 günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz ederse takip duracaktır. Bu durumda alacaklı için iki çeşit yol söz konusu olur. Bunlar, itirazın iptali davası ve itirazın kaldırılması davasıdır. Konuya ilişkin “Genel Haciz Yoluyla Takip ve Aşamaları” makalemizi okuyabilirsiniz.
İlamlı İcra ve Teminat Senetleri
İlamlı icra, alacağını tahsil etmek isteyen alacaklının önce mahkemeye başvurarak konuya ilişkin yapılan bir yargılama sonucunda ilam elde etmesi ve daha sonra bu ilamın icrası talebiyle icra dairesine başvurması anlamına gelmektedir.
İlamlı icra da ilamsız icrada olduğu gibi takip talebi ile başlayacaktır. Buradaki fark, takip talebinden sonra borçluya gönderilecek olan ödeme emri değil, icra emridir.
İlamlı icra, yalnızca mahkeme kararlarına (ilamlara) değil, ilam niteliğindeki belgelere de dayandırılarak yapılabilmektedir. İlam niteliğinde belge sayılan düzenleme şeklindeki noter senetleri, kayıtsız ve şartsız bir ödeme taahhüdü içeriyorsa ilamlı icraya konu olabilecektir.
Örneğin, bir borç ilişkisinde düzenlenmiş olan ve borçlunun belirli bir miktar parayı herhangi bir şart ileri sürmeksizin ödeyeceğini açıkça kabul ettiği noter düzenleme şeklindeki bir teminat senedi, bu nitelikleri taşıyorsa ilamlı icra yoluyla takibe konu olabilecektir.
Ayrıca, böyle bir senet kayıtsız ve şartsız bir ödeme ikrarı içerdiği için kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapılması da mümkündür. Noterde düzenleme şeklinde senet tanzimi, noter huzurunda tarafların beyanlarının alınması, senedin noter tarafından düzenlenmesi, okunup imzalanması ve noter mührü ile resmiyet kazanması sürecini kapsamaktadır.
İlamlı icra sürecinde borçlunun itiraz hakkı, ilamsız icradan farklı şekilde düzenlenmiştir. İlamlı icrada, borçlunun itirazı, esasen icra emrine yönelik olmayıp borcun yerine getirilmesi veya takibin durdurulması amacıyla belirli şekillerde söz konusu olabilmektedir.
Buna göre, borçlu, icra işlemlerine karşı şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet, usule aykırı olarak yapılan icra işlemlerine karşı İcra Mahkemesi’ne yapılan bir başvurudur. Bu itiraz türü, genellikle icra emrinin usule aykırı düzenlenmesi, yetkisiz icra müdürlüğünde takip yapılması gibi nedenlerle gündeme gelmektedir.
Borçlu, icra emrine karşı borcunu ödediğini ileri sürmek veya borcu erteleten veya ortadan kaldıran bir nedenin varlığına dayanarak mahkemeden icranın geri bırakılmasını talep edebilmektedir.
Ayrıca borçlu, ilamın icraya konulmasının hukuka aykırı olduğunu iddia ediyorsa, mahkemeden takibin iptali talebinde bulunabilir. Bu talep genellikle, ilamın kesinleşmemiş olması, ilamın uygulanamaz olması ya da takibin hukuki dayanağının bulunmaması gibi nedenlere dayanmaktadır.
Teminat Senetlerinde Avukata Başvurmanın Önemi
Teminat senetleri, genellikle ticari veya özel ilişkilerde alacaklı ve borçlu arasındaki güveni tesis etmek amacıyla düzenlenir. Ancak, bu tür senetlerin hazırlanmasından takibe konulmasına kadar geçen süreçte, birçok hukuki detayın dikkatle ele alınması gerekmektedir. Özellikle teminat senetlerinin geçerli bir şekilde düzenlenmesi ve hukuki niteliklerinin doğru bir şekilde belirlenmesi, ileride yaşanabilecek hukuki ihtilafların önlenmesi açısından hayati önem taşır.
Bir teminat senedinin hangi hukuki ilişkiyi teminat altına almak için düzenlendiğinin açıkça belirtilmemesi, bu senetlerin geçerliliği ve icra süreçleri açısından sorunlara yol açabilir. Dolayısıyla, hem senet düzenlenirken hem de senetle ilgili bir icra takibi başlatılırken uzman bir avukata danışılması, sürecin hukuki çerçevede doğru bir şekilde yürütülmesini sağlayacaktır.
Sonuç
Teminat senetleri, hukuki ilişkilerde taraflar arasında güven tesis etmenin bir yolu olarak önemli bir yer tutmaktadır. Ancak, bu senetlerin düzenlenmesi, kullanımı ve icra takibine konu edilmesi sırasında hukuki prosedürlerin dikkatlice uygulanması gereklidir. Özellikle, teminat senedinin hangi tür takiplere konu edilebileceği ve hangi şartlarda icra kabiliyeti kazanabileceği gibi konular, uzmanlık gerektiren detaylar içermektedir.
Bu nedenle, teminat senetleriyle ilgili işlemlerinizde, hukuki süreçlerde herhangi bir hak kaybı yaşamamanız için bir avukata danışmanız önemlidir. Eğer Antalya’da tecrübeli bir icra avukatı arıyorsanız, Selcin Law Firm, bu alanda uzman kadrosu ile size rehberlik etmeye hazırdır. Hukuki danışmanlık hizmeti alarak haklarınızı en iyi şekilde koruyabilir ve işlemlerinizin sorunsuz bir şekilde ilerlemesini sağlayabilirsiniz.
